|
|
April 21
|
Bir Çiçek Aldım
Dün gece yine yalnızdım Sokağa çıktım Ve kendime bir çiçek aldım Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm Ama her gece gibi Dün gece de yalnızdım Ve kendime bir çiçek aldım Bir saat geri alınmış saatler Ben geri almadım Ve bir saat daha yalnız kalmadım Bir masaya oturdum İki çay ısmarladım Ben içtim sen soğuttun sana söyleyeceğim her şeyi yuttum çok dert etmedim çünkü yoktun dün gece yine yalnızdım rahat ağladım yokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı ve lambaları hiç karartmadım dün gece her gece gibi yalnızdım sokağa çıktım ve kendime bir çiçek aldım sen sandım Koklamadım.
| |
Anlasana Can Yârim ..
 
Doğrudur, sevdim seni, hem de çok, ne yere düşen yaşlarım ne de yolunda yürüyen adımlarım pişman bunun için
   Önce birden başladım, adını andığım ilk günden, karmaşanın yeni iyileşmiş yanıyla gördüm maviliğini, sonra tekrar başa aldım kendimi, yukarıya doğru baktığımda görebileceğim yerdeydin.
   Ardına iki, adını andığım ikinci gün, aklıma zamanı indirdi sessizliğin, peşine üç dört, derken gülümseyişini gördü yüzüm, morluğu geçmiş bakışıma takıldı hüznün, bal köpüğü gözlerinde bana ait bir sıcaklığın önünde duruyordun, hüznüne yaslanıp kadere dokunuyordun belki de o an.Hiç sormadın, yap dedin sadece, gecenin hatırlayamadığım vaktine gelmeden aşkın kapıdan girdiğini söyledin ilk, çıplak ayaklarımla süpürdüğüm dünü sil dedin, sildim, unut dedin, unuttum, hatırla dedin hatırladım, aldığın her nefeste beni düşün dedin düşündüm.
Çünkü ben de böyle seviyorum dedin, Sevdin.
  
Ağlamışsın gözyaşın sileyim Söyle derdin nedir ben bileyim Eğer yalnızsan sırdaşın olayım A yarim can yarim cananım ol
 
April 19
18 Mart
|
Şiirsiz artık bütün eğilimler,içimde uzun bir sonbahar
Bahar gelsin çiçekler açsın diye yüreğim,
Ben affedemem ki seni...
Seni ben nasıl desem ilmek ilmek büyüyen bir düş belki,
Belki içimin acısı yüreğimin sesi gibi sevmiştim ben seni,
Sevmiştim ki kuşlar bir başka ötsün,
Sevmiştim ki çocuğumuzun gülüşü bir başka olsun,
Sevdam olsun, adın olsun, sen olsun
Ama ben seni kendimden bile çok sevdim diye,
Affedemem ki şimdi seni...
Senki içimi en çok acıtan ,senki öksüz yetim şiirim,
Hiç yazılmamış romanım eksik yanım,
Ve ben üç bahar önce senin için hiç düşünmeden,
Güzel gülüşlü baharlar için, güzel sesli düşler için,
Bir şarkı söyler gibi ölecek olan ben
AFFEDEMEMKİ ŞİMDİ SENİ
|
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Şehre simsiyah bir kar yağar Yollar kalbimle örtülür Parmaklarımın arasından Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Çocuklar sinemaya gider Yüzümü bir çiçeğe gömüp Ağlamak gibi isterim Derinden bir tren geçer
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Alıp başımı gitmek isterim Bir akşam bir kente girerim Kayısı ağaçları arasından Gidip denize bakarım Bir tiyatro seyrederim
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Uzaktan bir bulut geçer Karanlık bir çocukluk bulutu Gerçeküstücü bir ressam Dünyayı değiştirmeye başlar Kuş sesleri, haykırışlar Denizin ve kırların Rengi birbirine karışır
Sana bir şiir getiririm Sözler rüyamdan fışkırır Dünya bölümlere ayrılır Birinde bir pazar sabahı Birinde bir gökyüzü Birinde sararmış yapraklar Birinde bir adam Her şeye yeniden başlar April 16
> Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
> Nasıl mı?
> Cami'de uyanıyorsunuz.
> Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua
> ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz,
> yaşlı, olgun, ve ağırbaşlı olarak.
> Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatl ar, çocuklar torunlar hepsi
> hazır.
> Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
> Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı
> alıyorsunuz.
> Ne güzel, hazır maaş, hazır ev...
> Altmışlı yaslara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
> Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
> Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün size hoş geldin
hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. ve
> genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübelibir insan
> olarak ise başlıyorsunuz.
> Herkes karsınızda el pençe diva n...
> Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
> Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
> Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.....aman ne güzel günler
> başlıyor... derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iy i
> olur diyor.
> Bu arada babanız ortaya çıkmış, 'fazla çalıştın' diyor 'artık eve dön, işi
> bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun...'
> Keyfe bakar mısınız?
> Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem
> başlıyor.
> Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor.
> Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlı yor, araba kullanma
> derdi de yok artık....
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, 'evde otur, keyfine bak,
> oyuncaklarınla oyna' diyorlar.
> Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta
> bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvaletkullanmamaya başlıyorsunuz.
> Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli
> dönem başlıyor.
> Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.
> Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için
> ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık,
> yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
> Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
> Veeeeee....
> En güzeli deeee......
> Günün birinde müthiş keyifli bir geceyle hayatiniz bitiyor...
> Can YÜCEL
![391912[1]](http://blufiles.storage.live.com/y1pGSSiiew-SkPcndyYQ9MXjf0WWMNzLp1fXD8JYuIW8kp48m2xGptDHA6mMPwsG5yh5XcXakRJSyw)
Beni affet
Kırılmış şeylerin nihayetine
Ben seni sevdiğim zaman bu şehirde
Beni seni sevdiğim zaman bu şehirde
Ayrılık kurşun gibi ağırdı
BURDASIN
Burdasın yanımdasın biliyorum
Mum ışığımın zerafetinde ağlayan
yalnızlığımsın yine bu gece
Dur gitme, bekle! Eriyip gidemezsin beni bırakıp.
Mum biter, gece söner ama korkarım,
beceremem karanlıkta şiir yazmayı sana.
          

Sen hep burdasın, odamdasın biliyorum
Olur ya,
sıkılırsan eğer git, gez de
gel biraz ama dön ne olur yine yanıma.
Korkarım, ağlamayı beceremem karanlıkta.
          
Burdasın biliyorum
Ama ben seni bulamıyorum bulamıyorum!
Kaybolan yüreğimle beraber
bu gece de yine inatla seni arıyorum...

Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
Ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
Ellerimin ok şayaşına bırakırken
Gitmeni asla istemidiğim halde
Buna mecbur olduğunu görmek ,
Beni ne kadar çabuk unutursan,
O kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa "
Demek
Sana ne de zor ,
Seni görmemek ve belki yıllar sonra
Karşılaştığımızda
Bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
Yeni bir sevdayı yasakladığım ,
KALBİME SÖZ GEÇİRMEK April 09
Arkadaşlık
Ve bir genç, şöyle dedi: 'Bize arkadaşlıktan bahset.'
Ve o cevap verdi:
'Arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir. O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.
O sizin sofranız ve ocak başınızdır. Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.
Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda, ne 'hayır' demek zor gelir, ne de 'evet' demekten çekinirsiniz.
Ve o sessiz kaldığında, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir. Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca, tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler, gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.
Arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız; Çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın, dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi...
Ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin.
Çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır ve sadece yararsız olan yakalanır.
Ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun. Eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse, meddini de bilmesine izin verin.
Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş aramanızın anlamı olabilir mı? Onu, zamanı yaşatmak için arayın.
Çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir, boşluğunuzu doldurmak için değil.
Ve arkadaşlığın hoşluğunda, kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun. Çünkü küçük şeylerin şebneminde, yürek sabahını bulur ve tazelenir.'
April 03
Binmediğim hiç bir otobüs Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum
Susmaktan yoruldum Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp Seni içimden terkediyorum
Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum Beni hep bulmamak için aradın Yanılgımdın Yandığımdın Yangındın
Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsada Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum
Şimdi İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi Elinden tutamadık yanlızlığımın Saçlarımıda uzaklarına gömdün
İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum
"Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?
Ne tuaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda "Ya öldür beni"dedim Ya da git benden İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yârini Şafaklara sattın ihanetini Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi
Benden İçimden Terkediyorum
ÖYLE SEVİYORUM Kİ
Karşımdasın. Elimi uzatıp dokunabiliyorum sana. Ne büyük mutluluk bu... Gördüğüm en güzel şeysin. Senden öte tanımladığım başka hiçbir şey yok. Her şey senin adınla anılıyor benim dünyamda. Bütün çiçekler sen, bütün yıldızlar sen... Bir sanat eserisin, bakmaya doyamadığım. Tanrının bana armağanısın, ve artıyor her geçen gün sana hayranlığım. Yüzünde kuşlar, gözlerinde hayatın ta kendisi var. Öyle gerçeksin ki...
![02[1]](http://blufiles.storage.live.com/y1pZuobSD71jTl753myaGE77y1uR53t59pcrlP3ioNvb5iJlFMFJb2uuciok5qabZTtWavGP8Oj_ZsaW0ClI26IrW5BtcCoYDIG) Gözümü açıyorum sen, kapıyorum sen... Hiç bitmeyen serüven... Günümün en keyifli anı, uykumun en tatlı rüyası... Seni soluyorum, havadasın. Seni kokluyorum, doğadasın. Hele şimdi sonbaharsın. Ya da sonsuz bahar. Seni yaşıyorum, canımdasın. Canımsın... Sarılsam sana, bin yıl geçse, bir an bile ayrılmasak... Ten tene, yürek yüreğe sonsuz baharın en aşk dolu iki yaprağı olsak... Ağaç ağaç gezip, yeşersek, açsak. Yere düşsek, kalksak... Seni bilsem, bir tek seni. Seni görsem, bir tek seni... Sesin sarhoş etse beni...
Öyle içimdesin ki... Bir saniye iste benden sensiz geçirdiğim, veremem. Sensiz geçecekse geçmesin zaman, istemem. Seninle yeniden doğdum, yeniden doğuşun kanıtıyım ben. Senden önce geçen zamanı, sana ulaşmak için yürüyerek geçirmişim, kimmişim bilememişim. Şimdi başımı çevirip geriye bakmıyorum bile. O yol yüründü ve bitti, artık seninle yürünecek bambaşka bir yol var önümde. Yorgunluk nedir bilmeyeceğim, hiç şikayet etmeyeceğim ve bir tek adımda bile tökezlemeyeceğim uzun, aşk dolu bir yol...
Öyle aklımdasın ki... Ah, sensiz kalmıyor muyum bazen yıkasım geliyor gördüğüm bütün duvarları. Ardında seni bulurum sanıyorum. Ne ayrı koyduysa bizi, zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor. Sana dokunmamı engelleyen ne varsa, bir kadehi yere çarpıp tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum. İsyanım taşıyor, kendi öfkemden korkuyorum. Ve kavuşmak... Bunu düşünmek içimde kırılmış bütün aynaları tamir ediyor. Mavi bir yağmur başlıyor, ıslanıyorum. Maviye boyanıyorum.
![02[1]](http://blufiles.storage.live.com/y1pZuobSD71jTmZiaB82BYDxunehSZ1EkVIlVGHgXMnGL31Vo3TPSI9X5kEBHL3kWb8rzAQ9z7-uBMR4PrzPeV-xV9vx1wwjX2S) Öyle özlüyorum ki... Sen ol, hep ol, benimle ol, bende ol... Sendeyim ben, yüreğimi koydum yüreğinin üzerine. Aşk bu, başka isim arama. Hem de en koyu, en deli, en tutkulu... Öğreneceğim çok şey var sana dair. Bilmediğim çok şey var. Ama bir şeyi öyle iyi biliyorum ki... Seni öyle çok seviyorum ki...
MEHMET COŞKUNDENİZ
April 01
..........
Bu kente yalnızlık çöktüğü zaman, Uykusunda bir kuş ölür ecelsiz; Alıp da başını gitmek istersin, Karanlık sokaklar kör sağır dilsiz...
![2zr2olh[1]](http://blufiles.storage.live.com/y1pGSSiiew-SkOvobCq7gXMscZX7VqzM_uYXWCaUjZiru4moscSbKTLvPGIAizCcvHS17DggTSbiZs) Ey sevda kuşanıp yollara düşen: Bilesin bu yollar dağlar dolanır, Yare ulaşmadan düşersen eğer; Yarına sesinin yankısı kalır.
![2zr2olh[1]](http://blufiles.storage.live.com/y1pGSSiiew-SkMAKK9T8IVsUjQpqYjUVZ-D5VCAbL0UqyzskP9VFYMwFH5JobRKPdb2Yz47yx0iCWo) Gecenin ucunda gün aralanır,; Yar sevdası ile yürek bilenir, Sızılı bir ırmak uğurlar seni Su olup akarsın, kır çiçeklenir...
![2zr2olh[1]](http://blufiles.storage.live.com/y1pGSSiiew-SkMhzYoWZhbaWvIp4S9rIb9xq0NCU86c50V5MlrT1icS2gk34xyjQ9r5dxuKBf0qZjw) Ey sevda kuşanıp yollara düşen: Bilesin bu yollar dağlar dolanır, Yare ulaşmadan düşersen eğer; Yarına sesinin yankısı kalır.
Sen yoksun.........
Boşuna yağıyor yağmur...
Birlikte ıslanmayacağız ki.....
Boşuna bu nehir......Çırpınıp pırpırlanması.Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki... Uzar uzar gider.Boşuna yorulur yollar.Birlikte yürüyemiyeceğiz ki..
Özlemlerde ayrılıklar da boşuna.Öyle uzaklardayız..
Birlikte ağlayamayacağız ki
Seviyorum seni boşuna..
Boşuna yaşıyorum
Yaşamı bölüşemiyeceğiz ki ...
|